top of page
close-up-dentist-instruments.jpg
1. Dişlerin Çene Kemiği Sağlığı Üzerindeki Önemi

Ağız ve diş sağlığı yalnızca estetik bir unsur değil, çene kemiği ve yüz yapısının bütünlüğünü koruyan temel bir faktördür.

Bir veya birden fazla dişin kaybı, o bölgedeki çene kemiğinde rezorpsiyon (erime) sürecini başlatır.

Bu süreç, kemiğin hem yüksekliğini hem de genişliğini kaybetmesine neden olur.

 

Zamanla, kemik desteğini yitiren bölgede dudak desteği azalır, yanaklar çöker ve yüz profili yaşlı bir görünüme bürünür.

Kemiğin azalması sadece estetik değil, aynı zamanda fonksiyonel bir sorundur.

Çiğneme kuvvetleri azalır, konuşma etkilenir, beslenme kısıtlanır ve çene eklemine binen yük artar.

 

Tıpkı kas dokusu gibi kemik dokusu da fonksiyonel uyarı ile canlılığını sürdürür.

Doğal dişler, kökleri aracılığıyla çene kemiğine bu uyarıyı iletir.

Bir diş çekildiğinde, kemiğe iletilen bu mekanik yük ortadan kalkar ve vücut kullanılmayan kemiği yavaş yavaş çözer.

Bu biyolojik süreç “kullanılmayan kemik erir” prensibine dayanır.

Kemik Kaybının Sonuçları

  • Kalan dişlerde kayma, rotasyon, uzama ve gevşeme

  • Yüzün alt üçlüsünde çökme ve dudak desteğinde azalma

  • Ağız çevresinde kırışıklık ve yaşlı görünüm

  • Çiğneme fonksiyonunun azalması, konuşma güçlüğü

  • Temporomandibular eklem (TMJ) ağrıları ve baş ağrısı

  • Uzun dönemde beslenme bozuklukları

 

 

Bu nedenle diş kaybı yalnızca bir estetik sorun olarak değil, çene ve yüz anatomisini etkileyen ciddi bir biyolojik süreçolarak değerlendirilmelidir.

2. Çene Kemiği Kaybının ve Bozulmasının Nedenleri

 

 

Çene kemiğinde hacim kaybı ve bozulma farklı nedenlerle gelişebilir.

Bu durum implant planlamasını zorlaştırdığı gibi, protez ve köprü uygulamalarında da stabiliteyi azaltır.

En sık nedenler aşağıda açıklanmıştır:

1. Diş Çekimleri

Bir diş çekildikten sonra, o bölgedeki kemik artık fonksiyonel uyarı almaz ve ilk 18 ayda hızlı bir şekilde incelir.

Kemiğin erime hızı kişiden kişiye değişse de, diş çekimi sonrası kemik yüksekliğinde %25-50 oranında azalmagörülebilir.

2. Periodontal Hastalıklar

Periodontitis, dişleri çevreleyen destek dokuların (kemik, periodontal ligament, sement ve diş eti) kronik enfeksiyonudur.

Uzun süre tedavi edilmezse alveol kemiğinin yıkımına neden olur.

Zamanla dişler sallanır, yer değiştirir ve sonunda kaybedilir.

Bu süreçte kemik yüzeyi pürüzlü hale gelir ve hacim azalması kalıcı olur.

3. Uygun Olmayan Protez veya Köprüler

Tam protezler, doğrudan diş etine oturur ancak kemiğe yeterli uyarı iletmez.

Bu durum, kemiğin kullanılmadığı için erimesine yol açar.

Uzun süreli protez kullanımı sonucunda kemik incelir, protez uyumu bozulur ve protezler hareket etmeye başlar.

Köprü protezlerde ise dişsiz bölgedeki kemik uyarı almadığı için yine hacim kaybı yaşanır.

4. Travmalar

Çene kırıkları, diş kayıpları veya şiddetli çarpma sonrası lokal kemik yıkımı meydana gelebilir.

Travma sonrası bu bölgede implant yapılabilmesi için çoğu zaman kemik grefti gereklidir.

5. Maloklüzyon ve Fonksiyonel Bozukluklar

Uyumsuz kapanış veya çiğneme bozuklukları, bazı dişlere aşırı yük bindirirken bazılarını devre dışı bırakır.

Bu durum, asimetrik kemik rezorpsiyonuna ve çene ekleminde ağrılara neden olabilir.

6. Osteomyelit ve Tümörler

Osteomyelit (kemik enfeksiyonu) kemiğin kanlanmasını bozar ve iltihaplı dokuların kemik yapısını yıkmasına neden olur.

Ayrıca benign veya malign tümörlerin cerrahi tedavisinde çene kemiğinin bir kısmı alınabilir ve bu da ciddi hacim kaybına yol açar.

7. Sinüs Genişlemesi

Üst azı dişleri kaybedildiğinde, maksiller sinüs tabanı aşağı doğru genişler.

Bu durum sinüs pnömatizasyonu olarak adlandırılır ve implant yerleştirmek için yeterli kemik yüksekliği bırakmaz.

3. Kemik Grefti (Bone Grafting) Nedir?

Diş kaybı sonrası çene kemiğinde yeterli hacim kalmadığında kemik grefti işlemi uygulanır.

Bu işlem, eksik kemiğin yerine yeni kemik dokusu oluşturmak için doğal veya yapay materyallerin yerleştirilmesini içerir.

Amaç, hem implantın stabil bir şekilde tutunmasını sağlamak hem de estetik ve fonksiyonel bütünlüğü yeniden kazandırmaktır.

 

Kemik Grefti Türleri

  • Otokraft (Autogenous Greft):

    Hastanın kendi kemiğinden (çene ucu, kalça, tibia gibi bölgelerden) alınır.

    En güvenilir yöntemdir çünkü canlı kemik hücreleri içerir ve vücut tarafından reddedilmez.

  • Allogreft:

    İnsan kaynaklı, sterilize edilmiş donör kemiğidir.

    Yeni kemik oluşumunu doğrudan sağlamaz, ancak vücudun kendi kemiğinin bu bölgeye göç etmesini destekler.

  • Xenogreft:

    Hayvansal (genellikle sığır kaynaklı) kemikten elde edilir.

    Yüksek ısıda işlemden geçirilir ve enfeksiyon riski taşımaz.

  • Sentetik Greftler:

    Kalsiyum fosfat, hidroksiapatit veya trikaltsyum fosfat gibi materyallerden üretilir.

    Kemik benzeri yapıları sayesinde yeni dokunun büyümesini teşvik eder.

Ek Materyaller ve Büyüme Faktörleri

 

 

Günümüzde kemik grefti işlemleri, vücudun kendi büyüme faktörlerini (örneğin BMP veya PRF) kullanarak desteklenir.

Bu biyolojik maddeler, kemik hücrelerinin hızla çoğalmasını ve iyileşmesini sağlar.

 

4. Kret Genişletme (Ridge Augmentation)

 

 

Diş çekimi sonrası çene kemiğinde yükseklik ve genişlik kaybı oluştuğunda, implant yerleştirmek için yeterli hacim kalmaz.

Kret genişletme işlemi, kaybolan kemik dokusunu yeniden yapılandırmak amacıyla uygulanır.

 

İşlem sırasında bölgeye kemik grefti yerleştirilir ve diş etiyle kapatılır.

Bazı durumlarda üzerine biyolojik membran konularak kemik iyileşmesi desteklenir.

Genellikle 4–6 ay içinde kemik tamamen olgunlaşır ve implant yerleştirilmeye hazır hale gelir.

 

Bu yöntem, özellikle ön bölgede estetik bütünlüğün korunması açısından önemlidir.

5. Sinüs Lifting (Sinüs Yükseltme)

Üst çenede bulunan maksiller sinüsler, azı dişlerinin köklerine çok yakındır.

Bu dişler çekildiğinde sinüs tabanı aşağı doğru genişler ve implant yerleştirmek için yeterli kemik kalmaz.

 

Sinüs lifting işlemiyle sinüs tabanı yukarı kaldırılır, oluşan boşluk kemik greftiyle doldurulur ve birkaç ay içinde yeni kemik oluşumu sağlanır.

İşlem, lokal anestezi altında yapılır ve hastanın konforu yüksektir.

 

Bazı durumlarda mevcut kemik yüksekliği yeterliyse sinüs lifting implantla aynı seansta da yapılabilir.

Ancak ciddi kemik kayıplarında önce sinüs grefti yapılır, ardından 6–9 ay sonra implant yerleştirilir.

 

Bu yöntem sayesinde daha önce implant yapılamayan üst çene bölgeleri yeniden tedavi edilebilir hale gelir.

6. Sinir Repozisyonu (Nerve Repositioning)

Alt çenede bulunan n. alveolaris inferior, alt dudak ve çene ucunun duyusunu sağlar.

Bu sinirin bulunduğu bölgede kemik yüksekliği yetersizse, implant yerleştirmek için sinir geçici olarak cerrahi olarak repozisyon edilir.

 

Cerrahi sırasında yanak tarafında kemik penceresi açılır, sinir kanalı dikkatlice ortaya çıkarılır ve kenara alınır.

İmplantlar yerleştirildikten sonra sinir eski pozisyonuna getirilir.

Bölge kemik greftiyle doldurulur ve iyileşme süreci başlar.

 

Bu işlem sonrasında geçici uyuşukluk hissi olabilir, ancak çoğu zaman zamanla düzelir.

Sinir repozisyonu, ileri düzey cerrahi deneyim gerektiren bir işlemdir ve yalnızca gerekli durumlarda tercih edilir.

7. Diş Çekimi Sonrası Kemiğin Korunması (Socket Preservation)

Diş çekimi sonrası çene kemiğinde hızlı bir şekilde hacim kaybı meydana gelebilir.

Bu durum ileride yapılacak implant veya protez tedavilerini zorlaştırır.

 

Socket preservation, diş çekimiyle aynı seansta uygulanan koruyucu bir kemik grefti işlemidir.

Çekim boşluğu, biyouyumlu kemik materyaliyle doldurulur ve özel bir zarla kapatılır.

Bu sayede kemiğin erimesi önlenir, diş eti hattı korunur ve implant için uygun bir alt yapı oluşur.

 

Bu yöntem özellikle ön diş bölgesinde estetik bütünlüğü korumak açısından büyük önem taşır.

 

Sonuç

Tüm bu cerrahi işlemler, diş kaybı sonrası oluşan kemik kaybını önlemek veya onarmak amacıyla uygulanır.

Doğru planlama, uygun materyal seçimi ve cerrahi deneyimle birlikte, implant tedavilerinde uzun dönemli başarı ve doğal estetik elde edilir.

bottom of page